Enstrüman çalmanın altın kuralları

Enstrüman çalımı ilkel çağlardan itibaren insanoğluna büyüleyici gelmiştir. Peki, bu seçilmiş kişilerin arasına girmek göründüğü kadar kolay mı? Cevap, hayır! Ciddi emek gerektiren bir olgunlaşma süreci gerekiyor. Bu yazıdaysa size ya da çevrenizde enstrümana yeni başlayan kişilere yol gösterebilecek bilgiler bulacaksınız.

Elime ilk gitar alışımdan bu yana, 10 yıla yaklaşan bir serüven yaşadım. Bunun dokuz yılında sadece şarkı çalmaya odaklandığım için elimde tek bir şey kaldı: Boş yere harcanan dokuz yıl!

Müzik yapmanın altın kuralı çalışmak… Mozart da olsanız, Malmsteen de fark etmiyor. Aynı şekilde darbuka da çalsanız, yaylı tambur da… Aksini söyleyen görüşler varsa bile itibar etmeyin çünkü ya enstrüman çalmıyorlardır ya da çalışmadan başardıklarını söyleyerek böbürlenmek istiyorlardır. Ben de bu yazımda kendi tecrübelerimi aktarabilmek için ağırlığı gitara vererek yeni başlayanlara dikkat edilmesi gereken kuralları yazacağım.

İlk adım enstrümana karar vermek… Diyelim ki elektrogitar alacaksınız. Eğer yaşınız gençse karşılaşacağınız tepki bellidir: “Önce klasik gitar çal!” Bu hem bana hem de ciddi birçok kaynağa göre yanlış bir tutumdur. Elma var mı sorusuna, “Armut vereyim,” diyen manavdan farkı yok elektro çalmak isteyene klasik çal diyen zihniyetin.

Akustik yapılı gitarların klavyesiyle çalıştığınızda parmağınız daha zorlanır ve bu nedenle parmaklarınız güçlenir. Ancak elektrogitar, bir genç için çok daha büyüleyicidir, enstrümanını sever. Ayrıca istediği efektleri ekleyerek metal gibi farklı müzikleri kolayca çalabilir. Buradan ailelere sesleniyorum. “Bırakın çocuklar istediği enstrümanı çalsın!”

Bir başka önemli nokta da fazla seçenek arasından doğru gitarı seçmek… Bu noktada yapılacak ilk adım fiyat aralığını belirleyip aralık dışında kalanları elemek. Piyasa öylesine büyüdü ki 100 liraya bile gitar bulmak mümkün ancak piyasanın bu duruma gelmesindeki önemli unsurlardan biri de Çin üretimi gitarların yer alması. Benim fikrimi alan çoğu kişiye verdiğim öneri tek: Çin malı gitardan uzak dur!

Çin üretimi gitarların suntadan hiçbir farkı yok. Gitar sesi çıkarabilir ancak tatmin etmesi mümkün değil. Birçok kişinin gitar bırakmasındaki önemli etkenlerden biri de enstrümanla kan uyuşması yaşayamamasıdır. Bu nedenle bütçeniz el verdiğince yüksek fiyatlı ürünlere bakmanızı öneririm.

Enstrüman seçiminde dikkat edilecek önemli unsurlardan biri de gitarın özellikleri. Bir gitarda ilk anda göze çarpan şey, gitarın kasasıdır. Yıllar içinde markalaşmış birkaç kasa Amerikan’dan Çin’e birçok markada taklit edilerek üretiliyor. Başlıcalar: Les Paul, Stratocaster, Telecaster, Superstrat. Onlarca farklı kasa yapısı bulunmasına rağmen bunlar geçtiğimiz 60 yıl içinde en çok tutulan kasa modelleri. Gitar kasaları kozmetik görünümün yanında sese de devasa bir etki yaratıyor. Ayrıca çocuklar için daha kısa saplı hem elektro hem de basgitarlar bulunmakta. Çocuğunuzu küçük yaşta enstrümana başlatmak gibi doğru bir adım atacaksanız onları da alternatifler arasına alın.

Kasa yapısının yanında gitarın ağacı, manyetikler, kullanılan amfi ve efektler gibi birçok etken seste önem arz ediyor. Öyle ki gitar eşiği, kablo kalitesi ve pena boyutu gibi küçük görünen unsurlar bile ses kalitesinde önem arz ediyor. Gitarınızı aldıktan sonrası ise en az alım süreci kadar önemli, çünkü asıl yolculuk bu noktadan sonra başlıyor.

Kapitalist dünya size aksini söyleyebilir ama hayatta tek bir gerçek var: Çalışmadan başaramazsınız! Kendinize günlük bir çalışma süresi belirleyin. Benim önerim 1 ilâ 2 saat arasında çalışmak başlangıç için yeterlidir. Bu süre önemli müzisyenlerde sekiz saate kadar yükselmektedir. Ancak müzik yapmayı sevene kadar asgari düzeylerde çalışmak yeterlidir.

İster konser verin, ister kayıt yapın, isterseniz evde beş dakika gitar tıngırdatın akortsuz gitar çalmayın. Bunun hiçbir bahanesi yok, iyi bir akort aleti alın ve gitarı her elinize aldığınızda akordu kontrol edin.

Akordunuz tamam mı? O halde çalışmaya başlayın. Hem internet ortamında hem de kitapçılarda birçok çalışma kitabı bulabilirsiniz. Aynı şekilde gitar hocasıyla çalışmanızı da tavsiye ederim. İyi bir gitar hocası her düzeydeki müzisyenin ihtiyacıdır. Bunu ben değil, ciddi müzik dergileri söylüyor. Bütçenize göre bir gitar hocasıyla çalışırsanız hem onun tekniğinden kapar hem yanlışlarınızı görür hem de disiplinli çalışırsınız. Aynı şekilde belediyelerin de ücretsiz kursları olduğunu biliyorum.

Son olarak verebileceğim tavsiyeyse emeklemeden koşmamanız yönünde olur. Gitara başlayan çoğu kişi ilk günden tecrübesinin çok ötesindeki şarkıları çalmayı çalışıyor. Metallica çalmak sizi hem karşı cinse hem de arkadaş çevrenize karşı havalı gösterecek bir şey olabilir; ancak atlamamanız gereken bir şey var: Sabır gösterirseniz ileride Metallica’dan daha iyi Metallica şarkıları çalabilirsiniz. Bu nedenle belli bir düzeye gelene kadar şarkı değil, sadece gitar çalın. Tekniği oturttuktan sonra istediğiniz her şarkıyı çalabilirsiniz.

Yeni başlayanlara yol gösterecek birkaç ipucu yukarıda yer alıyor. Bu yazıda geçenler enstrüman çalımının temellerini gösteren kırmızı çizgiler… Ancak müzik denilen şey 5-6 adımla çözülemeyecek kadar derin. Bunların yanında iyi bir müzik dinleyicisi olmak, müziğe kafa yormak, canlı performans dinlemek gibi birçok unsur daha müzisyenin gelişmesinde önem arz ediyor.

Konuyla ilgili daha detaylı sorularınız olursa aşağıda yer alan yorum bölümünden ya da Facebook adresimden paylaşabilirsiniz.

Sizin için seçtiklerimiz:

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir