Kesmeşeker 15 yaşında

Rockistanbul’da merakla beklediğim Kesmeşeker için rotamı Beyoğlu’ndan Kadıköy’e çevirdim. Karşınızda alternatif Türk rock’ın temel taşlarından Kesmeşeker…

-Öncelikle Kesmeşeker’in kuruluşundan bahseder misiniz?

Cenk Taner: Kesmeşeker, 1990 yılında kuruldu. 15 seneyi devirdik ve bu süre içinde yedi albüm çıktı. 15 senedir değişik kadrolarla çalışıyoruz. En sonki kadromuzda da süper transferlerimiz var. Kaan Altan(Mavisakal), MŞŞ(Kargo), Timur Altan(Ogün Sanlısoy, Vega) var. En rahat grubumuz da bu oldu.

-Gruptaki tüm elemanlar değişti ve isim yapmış gruplardan elemanlar geldi. Önceki kadroyla aranızda anlaşmazlık mı yaşandı?

Cenk: Son albümü yaptığımız zaman “Cenk Taner misin, Kesmeşeker misiniz?” diye bir soru vardı. Grup yoktu ortada. Kaan’a telefon açtım ve “Çalar mıyız?” dedim. O kabul edince MŞŞ ile Timur geldi. Eskiden olsa böyle şeyler çok zordu. İşin içine ego giriyordu. İnsanlar da şaşırdı zaten bu kadroya.

Kaan Altan: Cenk zaten Kadıköy’den dostumuz. Bu işi paradan çok keyif almak için yapan insanlar olduğumuz için hiç sorun yaşanmadı.-Son albümünüzün adı Kum… Birçok şarkının içinde de kum geçiyor. Peki, kum size ne ifade ediyor?

Cenk: Bu albümün ismi öyle oldu. İsim olarak da güzel geldi zaten. Değişkenlik var. Tüm şarkılarda da kum imgesi var. Kum, biraz da ağır bir isim. Metallica’nın Load çıkışı gibi ‘Kum!’ diyorsun.

-Cenk Taner ile ilgili internette de, benim konuştuğum insanlar arasında da genel bir fikir birliği var: “Çok güzel söz yazıyor ama sesine alışmak çok zor.” Bence şarkıların depresi bir havası var ve sesinize çok uyuyor. Sizin düşünceniz nedir? “Ben yazdıysam ben söylerim mi?” diyorsunuz?

Cenk: Beğenen de, beğenmeyen de oluyor. “Niye bağırmıyor?” diyen bile oluyor. O zevke kalmış bir şey. Ben söylemeye başladım ve böyle gidiyor. Dünyada birçok şarkıcının sesi tartışılıyor.

Zamanında başka vokaller de koyduk ama birçok insan kabul etmedi. Dinleyicilerde alışkanlık oluyor. Ben yazdım, ben söylüyorum ama Kaanların grubunda Kaan yazıyordu, başkası söylüyordu. O tamamen tercih meselesi.

-Birkaç şarkınızda Beatles’ın sözlerini kullanmışsınız.

Cenk: Gönderme olarak kullanıldı. Tabii ki gençlikte kimi dinlersen etkisi oluyor. Ben o kadar sert müzik dinlemiyordum eskiden ama şimdi Kaan’dan öğreniyorum. O daha sert bir ekolden geliyor. Onun müziğinde de var zaten bu. Artist gitarlar, driveli gitarlar falan… Ama benim müziğimde bunlara çok rastlayamazsınız.

Kaan: Burada galiba bilinçli ve bilinçsiz olarak ikiye ayırmamız gerek. Bilinçsiz etkileşim mutlaka oluyor. Bir de bunu bilinçli olarak yapanlar var. Bu farkı iyi görmemiz lazım. Bunu kötü bir şey olarak da söylemiyorum. Bazı akımlar vardır. Bunun içinde bulunursan o akımların normları içinde müzik yapıyorsun demektir.

-Coldplay’den Chris Martin, “Benim mutsuz olmam lazım. Bunu böbürlenmek olarak görmeyin, çünkü mutsuz olduğumda şarkı yazabilirim,” demiş. Sizin de böyle kriterleriniz var mı?

Cenk: Galiba çok mutluyken şarkı yazılamıyor. Adam, “Üç gündür şarkı yazmıyorum demek ki eğleniyorum,” demiş. İşin enteresan yanı, Hem, “Acı çekiyorum,” diyorsun hem de insanlara dinletiyorsun.

Kaan: Bazı şeyleri rezervde tutuyorsun. Şarkı yazarken onları açıyorsun. Benimkini mesela şarap açar. Herkesin de bir anahtarı vardır. Şarkıyı yazıyorsun, sonra da geri kapatıyorsun. Sonra normal hayatına devam ediyorsun, çünkü 24 saat öyle yaşamak zor bir şey. Bir şekilde o duyguları kontrol altına almak gerekiyor.

-Keşmeşeker’in sözleri ne kadar sert olursa olsun müziği hep çok soft. Bunu Cenk Taner’e mi bağlamalıyız?

Cenk: Çok bağıran bir tip olmadığım ve zaten akustik gitar çalmayı sevdiğimden dolayıdır. Normal hayatımda bağırıp çağırmayınca şarkı söylerken de doğal olarak bağırmıyorum. Protest bir şarkı yazsam bile onu bağırarak değil, satır aralarına yedirerek söylüyorum. Yuvarlıyorum kelimeleri… Çok insan beni konuşurken anlamaz bile. Zaten hard rock grubu olmadığımız için normal bir şey ancak öyle olsaydı abes kaçardı! Ben bağırma işini de çözemedim aslında. Megadeth’i izledim, Dave Mustaine de bağırmıyordu.

-Çıktığınız en iyi konser hangisiydi?

Cenk: Bu sene çıktığımız tüm konserler çok iyiydi. Rock İstanbul, Barışa Rock…

Kaan: Ben Yeni Melek’teki Wishbone Ash konserimizi çok beğenmiştim. Ses sistemi orada çok iyiydi)(Y.N. Kesmeşeker’in ses sistemi arızalanınca Wishbone Ash’inkini kullanmıştı)

-Bu zevkli söyleşi için çok teşekkür ederim.

Biz de teşekkür ederiz.

Sizin için seçtiklerimiz:

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir